BENIM ADIM EBRULİ ☮
Çok sıkılmışsam demekki ✈⛵🐟🔆

Çok sıkılmışsam demekki ✈⛵🐟🔆

Nasıl seviyorum belli değil.

Nasıl seviyorum belli değil.

araaaz:

İŞTE ASİL TÜRK ASKERİ !!

araaaz:

İŞTE ASİL TÜRK ASKERİ !!

What an awesome woman.

Buralarda daha aktif olmaya karar verdim kankiler.

Senden başka kimseyii http://www.youtube.com/watch?v=jVdQswUudLo
SADECE “ALMANCILARA” BOK ATANLAR ÜSTÜNE ALINSIN ! NORMAL İNSANLAR DEĞİL.

Gurbette yaşayan Türkleri salak yerine koyan, hiç bi bok bilediği halde önyargıyla yaklaşan Türkiye’de yaşayan “insanlar” var ya. He işte hepinizden nefret ediyorum !!!

Ulan biz mi seçtik lan burda yaşamayı ?
Zamanında dedemiz, anamız veya babamız sırf bi ev parası toplayana kadar orda çalismak isteyip, sonra geri dönemediyse, burda tıkılı kaldıysa bizim suçumuz ne ?
Niye bize böyle davraniyorsunuz ? Söyleyinsenize bi.

Siz bilmezsiniz tabii iki kültür arasında sıkışık kalmanın nasıl bişey olduğunu.

Daha iki ay önce kurban bayramı kutlarken, iki ay sonra sınıfında noel bayramı için mum yakmayı. “Entegrasyon” için. Dışlanmamak için. Türkler kötülenmesin diye. Başarısız olunca “tipik türk”, başarılı olunca ise “kendini bi bok saniyo” diye denmesini.
Sınıfına kırk yılda bi bir türk gelince, onla dalgınlıkla bilmeyerek Türkçe konuşunca “hocam bunlar almanca konuşmuyor, kesin küfür etmişlerdir” diye şikayet edilip fırça yemeyi. “Almanya’da almanca konuşcaksınız, eğer Türkçe konuşcaksanız gidin ülkenizde konuşun” lafını 927262927 kere duymayı. (Sanki elimizde olsa anında gitmezmişiz gibi).
Kendini ne kadar entegre edersen bile herkesin sana kötü gözle bakmanın nasıl olduğunu bilirmisiniz ? Hayır bilmezsiniz.

Ondan sonra ötersiniz ordan. İtoğulları.
Ordan bakıpta konuşmak kolay tabii.

Evet, türkçemiz belki sizinki gibi mükemmel değil ama bu demek değildir ki bizi salak yerine koymanız lazım. Hatta tam tersi.
Burda coğu kişi hepinizden 10 kat daha akıllı.
Siz sadece 1 dil ile büyürken biz iki dille aynı anda büyüdük. Evde türkçe, kreşde almanca. Ondan sonra üstüne bide okulda ingilizce ondan sonra da ispanyolca/fransızca geldi. Orda her gerizekali bile üniversiteye gidebilirken,biz burda, hele okul sistemi almanyanın en zoru olan, benimde yaşadığım bavyera eyaletinde kıçımızı yırtıyoruz. Çünkü burda öyle herkes sizin ordaki gibi üniversiteye gidemiyor işte. Çünkü burda okullar farklı. Çok farklı. Ama sizin o bok beyniniz bunu basmiyor işte. BASMİYOR.
Burda okullar gerizekalilar, normaller, akıllılar, ve cok akıllılar diye ayrılıyor (tabii isimleri öyle değil ama seviyeye göre öyle). Yemin edebilirim orda Üniversiteye giden, bavyerada gerizekali bölümüne uygun olan 92717293 kişi bulabilirim. İşte öyle.

Ondan sonra Almanyadakiler salak, hiçbişey bilmiyor falan oluyor.

Biz varya, biz burda insanın her türlüsüyle başa çıkmayı öğrendik. Sadece Alman degil. Düşünemeyeceğin her ülkeden insan var burda. Sınıflarımız da da tabiikiside.
Biz sabretmeyi öğrendik. Memleketimize kavuşacağımız güne kadar sabretmeyi.
Biz Türklere önyargıyla yaklaşan, onları ezmeye çalışanlara karşı dik durmayı öğrendik.
Biz burda fazla türk olmadıgından birbirimize daha fazla değer vermeyi, kıymet bilmeyi öğrendik.

Aslında o yönden bakılırsa gurbette yasamanın iyi yani da varmış.

Her milletin kültürünü öğreniyorsun, genel bilgi ediniyorsun kedine. İki tane memleketin oluyor binevi. Hep anlatacak birşeylerin oluyor çünkü her iki memleketinde de herkesin yaşamayacağı şeyler yaşiyorsun, görüyorsun, öğreniyorsun. Türkçe hayal kuruyorsun, türkçe rüya görüyorsun, ama almanca düşünüyorsun, kendini daha iyi ifade edebiliyorsun ve konuşuyorsun.
Öyle karışık bişeyler işte.

Siz bizi başka imkanı olmadıgından bazı almancıların arabalarıyla memleketine geldigi için havalı falan diye kötulerken (-ki onu diyen insanların beynine mi sıçtılar naptılar onu da bilmiyorum. He zaten insanlar burda “şu arabayı alalım da Türkiye’de hava atalım” mantığıyla alıyor arabalarını he aynen ondan he) , biz burda hayatımız boyunca yaz tatilini beklemekle, şafak saymakla meşguluz.
Kültürümüzü ve dinimizi tamamen yanlış anlamış olan insanlara doğrusunu anlatmaya çalışmakla mesguluz biz.
Öyle şeylerle karşılaştım ki, bana “bütün Türkler karılarını ve çocuklarını dövüyormuş” “Kuran’da karısını dövsün yazıyor” diyen oluyor. Onlara laf anlatmak ne kadar zor biliyormusunuz ? Tabiiki bilmiyorsunuz.

Ondan sonra almancılar salak oluyor.

Siz orda normal kültümüzle büyürken, biz herşeyi kendimiz araştırmak zorudayız.
Hiç düşünmuyorsunuz o almancılara laf atarken “vay be bunlar peki orda bizim kültürü, tarihi nasil öğrenmiş” diye? Siz orda herşeyi okullarda öğrenirken biz burda okullarda alman tarihini kültürünü öğreniyoruz ve kendimize ait olanını kendimiz araştırıyoruz. Siz hiç öyle bisey yapma gereği duydunuzmu peki ? Kendi kültürünüzü öğrenmeye çalıştınızmı ?
Mesela benim babam bana hic kendiliğinden bişey anlatmadı. Hep önce ben merak edip sormalıyım, öyle anlatır ancak.
Kültürümüzü, Karadenizimi bi nebze olsun hissetmek için, benim gibi olan insanların arasında olmak için foklöre gidiyorum ben mesela. Sırf o kültürümüzü yaşatmak için, unutmamak için.

He bu arada almancılar derken sadece Almanya’da yaşayanlar değil bunlar, fransa da belcikada vsvs. Yaşayan türkler de eminim ki aynı şeyleri yaşıyor.

Ama en çok ne koyuyor insana biliyormusunuz ?
Ailenden biri evleniyor, en mutlu gününde yanında olamiyorsun.
Ailenden birini kaybediyorsun, ailenin en kötü gününde, onların sana ihtiyacı olduğunu bildiğin halde yanlarında olamiyorsun. Olamiyorsun işte. Ne yapsan ne etsen de olamiyorsun. Çünkü hapis olmuşsun buraya. Elin kolun bağlanmış öyle ha deyince gelemiyorsun işte. En çok o zaman orda olman gerektiğini bildiğin halde. İşte bunun için bu gurbet denilen heryeri yakabilirim.

Geçen bana diyen oldu ki o zaman gel Türkiye’ye 18 yaşını geçtin zaten. Ama öyle basit olmuyor işte o işler. Bunun da detayına girebilirdim de, şimdi canım istemiyor.
Belki başka bir gün.
Ama inanabilirsiniz bana, öyle basit değil o işler. Cidden değil.

Herneyse işte..

O yüzden bundan sonra bi gurbetçiye bok atmadan önce iki kere düşünün !

Bir kaç günder peşimde. O korku.
Yarın ne olacağını bilememek korkusu değil, acaba yarın olacak mı bile korkusu.

Günü mahfeden şeyler küçük şeyler, ve günü zorlaştıran büyük şeyler.

“Yanlızmıyım ?”
“Acaba bu olsa nolur ?” “acaba şu olsa nolur ?”

Acaba annemin-babamin benden olmamı istediği kişi olmazsam nolur, benden bekledikleri şeyleri yapamazsam nolur?
Tabiiki her zaman yanımda olduklarını, ne olursa olsun beni destekliceklerini söylüyorlar.
Ama bütün anne-babalar kafalarının içinde mükemmelliği düşünmüyor mu ?
O kalpten istekleri, en içten kızlarının en iyi yere gelmesi isteği ?

Peki ya öyle olmazsam, olamazsam ?
Kendime koyduğum hedeflere ulaşamazsam nolur ?
Ben başarılı olmak istiyorum.
Ama ya olamazsam ?
Ya hedeflerim için gerekli notlari tutturamazsam ? Bütün hayatım bu seneki final sınavlara bağlı.

Başarı yada yenilgi.

Görkem yada hayal kırıklığı.

Ama sadece para ve iyi notlar mutlu etmiyor ki.
Evet, para hayallerini gerçeklestirmeye yardımcı oluyor, her zaman yapmak istediğin şeyleri yaptırıyor. Ama bunları paylaşacak kimsen yoksa, hayallerini gerçekleştirmeye değer mi ?

Sevinç, sevgi, dostluk…
Işte bunlar gerekli mutlu olmak için.
Ya bunları bulamazsam ?

Düşünsenize George Clooney gibi bitiyorsunuz.
Ben George Clooney olmak istemiyorum. Ben bir aile istiyorum, çocuklarıma annemin babamın bana öğrettiklerini öğretmek istiyorum.

Evet, henüz 19 yaşındayım.
Daha kocaman bir hayat var önümde.
Ama medya saolsun her gün hayatın ne kadar kötü olabileceğini görüyorum. Yoksulluk, hartz IV, işsizlik…
Ama neden hep negativ şeyleri düşünmeliyim ?
Kötü haberler var, evet.
Ama bi o kadar da yüzümde küçük de olsa bir gülücük oluşturan haberler var. Mesela bir bulaşık yıkayıcının nasıl milyoner olduğu gibi haberler. Ailelerin mutlu olduğu haberler, herşeyleri olmasa bile.

Niye hep kötü olani düşünmeliyim ?
Niye herşeye kötü taraftan bakmalıyım iyi olan o kadar uzak olmasa bile. Her gün mutlu insanlar, aileler, kariyer yapan insanlar görüyoruz.
İşste bu benim istediğim.

Kötü olanı unutmak ve sadece iyiyi düşünmek.

BEN BUNU BAŞARACAĞIM !

Ama konuşmak lazım, artık onu öğrendim ben. 

Kafamdan ne geçiyorsa açık açık söylicem. Hiç umrumda değil hiç bişey yani. 

Çünkü söylemediğin zaman noluyo biliyo musun ? 

O kelimeler böyle büyüyo içinde, büyüyo, şişmeye başlıyo, orda çürümeye başlıyo sonra.

Arta kalan bi kaç tane kelime oluyo. 

Onları da hiç bi zaman söyleyemiyosun. Ama söylemek lazim işte. 

Içinde ne varsa söylemek lazim. 

Çok kötü durumdayım ben şu anda.

Çok yardıma muhtacım yani. 

Bana yardım eder misin ?

Ve geriye kalan sadece resimler. Sevdiğiniz insanlarla bol bol resimler çekilin..

Ve geriye kalan sadece resimler. Sevdiğiniz insanlarla bol bol resimler çekilin..

Wieso bist du so putzig und goldig und süß ?

Wieso bist du so putzig und goldig und süß ?

*__*

*__*